GERİZEKALI



“Kana kırmızı rengini veren nedir?” sorusuna “vişne suyu” cevabını veren gerizekâlıyı gördünüz mü? Üstteki bir dakikalık videoyu izleyin.

Evet, gerçek, gözlerinizle gördünüz! Böyle gerizekâlılar mevcut. Hem de çok fazlalar. “Kana kırmızı rengini vişne suyu verir” de ne demek yahu! Bir insan bu kadar gerizekâlı olabilir mi? Bu gerizekâlı “vişne suyu” da diyemiyor, “fişne suyu” diyor. Ahhahaahhaaa, seni gidi gerizekâlı. Yıl olmuş 2015, bunun dediklerine bak. İçeriği geçtim, daha Türkçe konuşmayı öğrenememiş gerizekâlı. İşte tam da bunların yüzünden geri kalıyoruz, bu gibi gerizekâlıların yaşadığı bir ülke ne kadar gelişebilir ki… Kana kırmızı rengini “fişne suyu” verirmiş! Tam bir gerizekâlı.
 
Değil mi ama? Siz söyleyin.
***
Her zaman “kibirli olma, kibir kötüdür” derler. Herkes de bu uyarıyı kabul eder. Ancak kibrin neden kötü olduğunu kimse açıklamaz. Bu yüzdendir ki “kibir kötüdür” diyenler bile kibirden pek kaçınamaz. Çünkü insan düşünür, “ben zekiyim, bu adam gerizekâlı; o zaman ben ondan üstünüm”. Üstünsem üstünlüğüm bilinmeli, hak yerine gelmeli. Bunda ne sıkıntı var ki?
***
Size bu adamın geçmişini anlatsam? Hani şu hep birlikte izleyip kahkaha attığımız, içten içe ve hatta dıştan dışa ağzımız doldura doldura “gerizekâlı” diyerek dalga geçtiğimiz adamın geçmişini…

Mesela size, bu adam 60 IQ ile doğdu desem? “Tamam işte tescilli gerizekâlı” mı dersiniz o koca egonuzla, kibrinizle; yoksa “toplum ortalamasına göre düşük IQ ile doğmak adamın elinde olan bir şey değildir, genetiğinin getirdiği bir durumdur, o yüzden kınanamaz ve kendisiyle dalga geçilemez” gibi makul bir yorumu yapmayı mı düşünürsünüz? Hatta üstüne “benim 120 IQ’ya sahip olmam, genetiğin getirisi olup kendi kazandığım bir şey olmamasından dolayı zekâmla iftihar edersem saçmalarım” şeklindeki daha da isabetli yorumu yapar mısınız?

Ya da bu “fişne suyu” diyen adam 120 IQ ile doğdu ama zekâ gelişimi açısından çok çok önemli olan ilk iki yaşta ailesinin maddi durumu nedeniyle yeterli beslenemediği için 60 IQ’ya düştü desem? Yine dalga geçerek “gerizekâlı” der misiniz? Yoksa “adam, ailesinin maddi durumu gibi elinde olmayan sebeplerle ortalama zekânın gerisinde kalmış, dalga geçmemeli, kendimizi ondan üstün görmemeliyiz” mi dersiniz? Hatta üstüne “ben, ilk iki yaşta beni yeterli şekilde besleyebilen bir ailede doğduğum için 120 IQ’yu korudum, kendi çabamla elde etmediğim bir hususla iftihar etmem aptallık” gibi hakikate uygun bir yorumu yapmayı düşünür müsünüz?

Ya da aynı adam, 120 IQ ile doğdu ve zekâ gelişimi için önemli olan yaşlarında da yeterli beslendi ama ailesi ona şiddet uyguladı ve aşırı strese maruz kaldı, bu yüzden de 60 IQ’ya düştü desem? Hâlâ “kana kırmızı rengi fişne suyu verir” demesiyle dalga geçip, kahkaha atıp “gerizekâlı” demek suretiyle kendinizi tatmin mi edersiniz? Yoksa ailesinin şiddete meyilli olup ona küçük yaşta dayak atması gibi kendi elinde olmayan sebeplerle ortalama zekânın altına düştüğü gerçeğini görüp aklınızı başınıza mı alırsınız? Hatta üstüne, kendi ailenizin size şiddet uygulamadığını ve bu yüzden zekânızın gerilemediğini düşünüp kendi kendinize elde etmediğiniz zekânızla övünmeyi bırakır mısınız?

İnsan, küstah bir varlık. Her hal ve şartta kendini yüceltme peşinde. Bunu, başkalarını aşağılayarak da yapıyor. Çünkü başkaları ne kadar aşağıdaysa o, diğerlerinden o kadar yukarıda olacağını düşünüyor. Oysa üstünlüğün bu gibi şeylerle olmadığını görmüyor, görmek istemiyor. Kaldı ki üstünlük bu gibi şeylerle olsa bile o üstünlüğü kendi kendine kazanmadığı gerçeğini de görmek istemiyor.

Yok, hayır; insanın kendisini zeki/ başarılı/güzel/yakışıklı/yetenekli görmesinde sıkıntı yok. Bunlar normal. Sıkıntı; zekâsını/başarısını/ güzelliğini/yakışıklılığını/yeteneğini kendi kendine kazandığını düşünüp bunlardan kendine pay çıkarmasında.

Bir düşünün, IQ’nuz her kaçsa, bunu kendiniz mi kazandınız? Yoksa doğuştan gelen genetik özellikleriniz ve çevresel etkiler sebebiyle mi o derecede? 

İçten içe övündüğünüz başarınızı siz, kendi sayenizde mi kazandınız? “Evet” mi diyorsunuz? "Evet, ben çalıştım ben kazandım!” mı diyorsunuz? Peki, sorarım size, o başarıyı kazanmanıza vesile olan zekâyı, fiziksel faaliyetlerde bulunmanızı sağlayan bedeni siz çalışarak mı elde ettiniz? Yoksa doğar doğmaz içinde mi buldunuz kendinizi, hiçbir çaba harcamadan? Varlığınız nereden geldi, onu da mı çalışarak kazandınız? Sahip olmak için hiçbir bedel ödemediğiniz bu beden sayesinde eriştiğiniz başarıları kendinize mal etmeniz, bu bedeni size verene karşı yapılmış en büyük küstahlık değil midir?

Veya güzelliğiniz, yakışıklılığınız… Aynaya bakarken yaşadığınız “ben güzelim/yakışıklıyım be!” hissiyle kendi kendinizi mi yüceltiyorsunuz? Yoksa  “Evet, güzelim/yakışıklıyım, ama bunu elde etmek için hiçbir çaba sarf etmedim, yani güzellik/yakışıklılık bana ait değil. O halde bununla egomu şişirmek yerine bunu bana verene her daim şükretmem lazım” hakikatini mi düşünmeniz doğru olur?

Dikkat edin, insanlar bu hataya çok düşüyor.

  • Halı sahada herkesi çalıma dizip gol atan genç içinden “ne kadar iyi oynuyorum ama” deyip kibirleniyor.
  • Balkona bembeyaz çamaşırları asan ev hanımı “ne hamarat kadınım ama, çamaşırları bembeyaz yaptım, komşular görsünler” diyerek kendisiyle iftihar ediyor.
  • Rezidansında ayak ayak üstüne atıp sahip olduğu holdingleri düşünen iş adamı “ne kadar güçlüyüm ama” diyerek egosunu coşturuyor.
  • Herhangi bir üniversitede profesör, doçent vs. olan insan içinden ve dışından “ben aydın bir insanım, bilim yapıyorum” diyerek kendini övüyor.
  • Kız meslek lisesi önünde babasından gizlice kaçırdığı arabayla patinaj yapan genç “ne kadar karizmatiğim ama” diye kibirleniyor.
  • Beş vakit namaz kılan adam içinden “şu devirde kimse namaz kılmıyor, ne kadar dindarım ama” demek suretiyle kibirlenip namazını boşa çıkarıyor.
  • Beş vakit namaz kılanın kibirlendiğini gören adam içten içe seviniyor ve “ben namaz kılmıyorum ama kalbim temiz, o namaz kılmış da ne olmuş” demek suretiyle kibirleniyor.
  • Aksini yapmasını beklemek için henüz erken ama, duvarın üstünde dengesini sağlayarak yürüyebilen küçük çocuk bile içinden “ne kadar yetenekliyim” diyerek kendisini bir şey zannediyor.

Örnekler çoğaltılabilir ancak anlamak isteyene bu kadar yeter diye düşünüyorum.

Oysa iş adamından ev hanımına, profesörden golcü gence; hepsi bahsettikleri iyi özelliklere sahip olabilirler, doğrudur. Ama hiçbiri kendilerini kibre sokan bu özellikleri kendi kendilerine elde etmediler. Sahip oldukları bedeni/zekâyı/yeteneği kendileri elde etmedikleri için bu bedenle kazandıkları hiçbir iyi özellik kendileri için övünç vesilesi değildir. Varlıklarını veren her kimse, onundur. Bu yüzden varlıklarının sahibine teşekkür etmeleri, yapmaları gereken ilk iştir.

Bir de “tevazu” denen kavram var ki insanlar bunu yanlış anlıyor. Tevazu, sahip olunan iyi özelliklerin aslında olmadığını düşünmek gibi sunuluyor. Bu anlayış da gerçekçi olmadığı için mütevazı olunamıyor. Bu şekilde mütevazı olmaya çalışanlar ikiyüzlü bir tavra girmek zorunda kalıyor. Çünkü insan güzel/yakışıklı/zeki/yetenekli olduğu gerçeğini çok iyi biliyor, ama mütevazı olmak adına bunların olmadığını iddia etmeye çalışıyor ve ortaya eğreti bir durum çıkıyor. Oysa tevazu, iyi özelliklerin var olduğunu ama bunların insanın kendisine ait olmadığı gerçeğini kabullenmektir.

Yani “güzelim/yakışıklıyım/zekiyim/yetenekliyim, bu bir gerçek, ama bunları elde etmek için bir çaba harcamadım, demek ki hiçbiri benden dolayı değil O’ndan dolayı” hakikatini haykırmaktır.

Velhasıl-ı kelâm, her ne zaman iyi bir özelliğe sahip olduğunuzu düşünürseniz düşünün bu iyi özelliğin sizde olmadığını düşünmeyin. “Bu özellik bende var ama benden dolayı değil, bana bunu verene şükürler olsun” deyin. Sizi övdüklerinde bu övgüyü şahsınıza mal etmeyin ama utanmayın, çekinmeyin de. Bırakın övsünler, çünkü sizi övenler aslında O’nu övüyorlar da haberleri yok.

yskiyak

43 yorum:

  1. Ya cok fazla okudum yorumlariyla beraber. Lutfen soylendigi gibi coban yazisini da okuyun oyle yorum yapin ya? Bi de lutfen okumadan yazmayin cunku bu adamin tarzi once sorunlardan bahsedip belli bi noktaya getirip oyle sonuc cikarmak seklinde ilerliyor hep. Tam okumadiysan yorum da yazma kardes lutfen.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. okumadım ama doğru demiş gibi

      Sil
  2. @uyku şairi çöp demişsin de niye çöp olduğunu da bir ifade etseydin bari. bence de senin yorumun çöp.

    YanıtlaSil
  3. Sizden çok rica ediyorum, lütfen yazınızı şu iki videoda bazı “amel”lerde bulunan insanlara uygulaya bilir misiniz, özellikle “la yakın la…la yakın” ve “orayı ben tamir ederim yıkın aq” diyenlere ve sonucu lütfen yine buraya, cevap olarak yazın.

    https://www.youtube.com/watch?v=sFdN9wJ8DXc

    https://www.youtube.com/watch?v=RC_tdVo6uM8

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. rica ederim saçmalama

      Sil
    2. münir diye isim mi olur ciddiye alamıyor blogger kardeş seni

      Sil
  4. kardes sen İQ olayını cok yanlıs biliyorsun
    İQ senin zeka potasiyelindir.500 İQ bile olsan kitap okumadıkca sağdan soldan bilgi edinmedikçe o İQ nun bir anlamı kalmıyor anlatabildim mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tamam, siz yazıdaki IQ'yu "IQ'nun anlamlı olanı" olarak okuyun. Sorun çözülür. Zarfa değil mazrufa odaklanalım.

      Hatamı fark ettirdiğiniz içinse teşekkürler.

      Sil
    2. onun zeka potansiyelide senin değilmi? türkçeye saygı litfen

      Sil
  5. Adam konuyu nerden nereye bağlamış, Tam bir malsın sen. Bu kadar gereksiz bir yazıyı yazma gereği duymana bile şaşıyorum. Bu kadar saçma bir yazıyla, yazının başında geçen adamdan bence 1 gram bile farkın yok.

    Üstünlük Allah'a karşı sorumluluğu yerine getirmekle oluyormuş. Tam bir gerizekalı. Dinin içinde çok fazla kaybolmuşsun. Biraz dışarıdan bakmasını öğren.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mesela bu adamı bile kınamamalı.

      Sil
    2. Al işte sana canlı bir örnek.

      Sil
    3. mumin baymışsın beeee

      Sil
  6. resmi testte 151 çıkmış adamım, genetik falan değil onu diyeyim sana.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. HANGİ KURUM YAPTI SAĞLIK BAKANLIĞI MI RESMİ OLDUĞUNU NERDEN BİLECEZ. TÜRKİYE BEYİN KURUMU MU NEDİR YANİ. RESMİYMİŞ. LAF ETTİ BAL KABAĞI.

      Sil
  7. Hayatımda böyle bir şey görmedim. Adamın soruya vişne suyu diye cevap vermesiyle dalga geçersin anlarım da vişne yerine fişne demesiyle dalga geçmek nedir? Türkçenin senin hayal edemeyeceğin kadar şivesi var sen İstanbul ağzıyla konuşuyorsun diye o adam da öyle mi konuşmak zorunda? Adamın doğup büyüdüğü yerde öyle deniyor ki adam da öyle söylüyor. Aynı yerde sen doğup büyüseydin vişne yerine fişne deyince seninle dalga geçilseydi hoşuna gider miydi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dostum sen çok yanlış gelmişsin. Yazıyı anlamadan -kısmen de olsa- özetlemek büyük başarı.

      Sil
  8. kanayan yaralardan birine parmak basmışsın. eline sağlık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. KANAYAN YARAYA İŞEMİŞ RESMEN EVET. TEŞEKKÜR EDERİZ

      Sil
  9. onu bunu geç de insanların buna gülmesinden bu kadar şeyi nasıl çıkardın be kardeş

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. dimi. kader diyip geçmesi lazımdı.

      Sil
    2. çıkaramayanlar utansın. (qapaq)

      Sil
  10. Allah senden razi olsun kardesim yazdigin cok güzel... Gizli kibiri farkinda olmak kolay bisey deyil herkez kendini sorgulamali. Allah yardimcimiz olsun amin

    YanıtlaSil
  11. çok faydalı bir yazı olmuş teşekkürler. yine sizin yazınızda bir yerde okumuştum zeka ile alakalı bi konuydu. örneğinizde verilen birimlik zekadan bahsetmiştiniz çok hoşuma gitmişti.. aklıma şöyle bi soru takıldı. IQ konusunda eğer yükseklik alçaklık varsa zekada olamaz mı bu bir çelişki değil mi? buradan aklıma şöyle de bi soru geldi. gayrimüslim olan bir insanlığa faydası olmuş bilim adamıyla gayrimüslim olan ama normal bi vatandaş arasında cennet cehenneme girme konusunda bir farklılık olacak mıdır?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. "2011 yılında yayınladığım yazıları ciddiye almayınız" şeklinde bir not düşmüştüm "Hakkında" kısmının son bölümüne. Ama orada çok fazla görülmüyor. O yüzden böyle sorular geliyor. Benim hatam. Yazıların en üst kısmına ekleyeceğim bu hatırlatmayı.

      Yorumunuz için teşekkürler.

      Sil
  12. Yazıda bahsedilen şey düşünülmemiş bir şey değil. Aşağılanacak ya da yerilecek bir şey de değil. Açıkçası determinizm'in bir bölümünden bahsediliyor. Eğer ki materyalist yani maddeciysen hiçbir şey söyleyemem doğru düşünebilirsin derim. Yani her "oluş"un bir nedeni vardır, nedenden sonuca giden yol değişmez ve kaçınılmaz sonucu verir. big bang olduğu anda evrenin bütün kuralları, hangi atomun nereye gideceği belliydi dersin, dolayısıyla dışarıdan bakıldığında evren bilmem kaç parçacıktan oluşan bir kümedir ve patlama olduğu anda sonucu da hesaplanabilir dersin eyvallah derim.

    yalnız sen allah falan diyorsun kendinle çelişiyorsun. determinizmi bir kenara bırakırsak ve evrendeki "oluş"ları bizim irademizin şekillendirdiğini düşünürsek, başarılar sonuçlar tabi ki bize aittir. eğer hiçbir iyilik bize ait değilse kötülük de bize ait değildir. zira kötülük olmadan iyilik halinden söz edilemez. kötülük vardır ki iyi, iyi olmuştur. tanrıya inancı olmayan insan da öyle yetiştiği için öyle gördüğü için ya da allah öyle zeka verdiği için tanrıya inanmaz. o zaman allah niye inanmıyor diye eziyet ediyor sorusu akıllara gelir. ya da çocuk tecavüzcüleri, hırsızlar, katiller neden kötüdür? sırf o ortamda yetişip allah öyle yarattığı için mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok iyi analiz etmişsiniz, teşekkür ederim.

      Ben bu yazıda mutlak hakikate ulaşma adına bir çaba göstermedim. Yazarkenki en önemli amacım, gerçeğin çok büyük bir kısmını ıskalayan insanlara -sizin de bahsettiğiniz çeşitli tutarsızlıklara savrulmak zorunda kalmama rağmen- bir şeyleri fark ettirip egolarını törpületmek ve bu sayede daha yaşanabilir bir dünyaya katkıda bulunmaktı.

      Düşmek zorunda olduğum çelişkilerin nedeni ise (her iki grup için de ekseriyetle) hem ateistlerin reddettiği tanrının, hem dindarların inandığı tanrının antropomorfik bir tanrı yani tutarsız bir tanrı oluşudur. Onlara göre konuşmak zorunda olduğum için sizin gibi az sayıda insanın fark edeceği tutarsızlıklara imza attım.

      Kendi görüşüme gelince, özgür irade yoktur. Madde de yok. Sanırım en tutarlısı bu.

      Sil
    2. Iyiligin allahtan kotulugun bizden olmasi sebebini kisaca aciklamak isterim. Iyilik butun sartlarin bir arada olmasini gerektirir. Mesela sizin namaz kilmaniz icin evrenin gunesin dunyanin vs vs bi cok seyin bir arada olmasi gerek. Siz namaz kildiginiz zaman sadece cok kucuk bi katkiniz oluyor. Ama kilmadiginiz zaman sorumluluk size ait oluyor. Ikinci husus tanriya inanmayan insan elbetteki cevrenin etkisinde kalmistir. Ama her seyr ragmen ozgur iradesi ve sorgulamasi vardir. Bu ona sorumluluk katar. Her seyi cevreye baglayamayiz. Eger yaptigimiz hatalar sadece cevrenin sonucu ise zaten o konuda allah bizi mesul tutmaz. Allah adildir.

      Sil
  13. Mic Siko'dan sonra hiç çekilmiyosun. inan Siko'nun üslub becerisinin %5'i yok sende. keşke olsaydı, olsaydı da şu iğrenç yazıyı okuduğuma pişman olmasaydım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kırıcı yorumlar yapmaktansa hiç yorum yapmayın.
      Arkadaş bir şeyler yazmış çizmiş.
      Eleştirebilirsiniz ama bir sınırı olsun.

      Konuya gelecek olursak...
      Kibir en büyük günah diyebiliriz.
      Şeytanın varoluş sebebinin olması her şeyi açıklıyor zaten.

      Sil
    2. Ersan turan begenmedi isen yazma demek yerine nasil daha iyi yazilacagini soyle. Ama bunu soyleyecek kapasite ve bilginlikten yoksun oldugun belli. O yuzden sen sus istersen.

      Sil
  14. abi sen yazma ya

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. yazarım tabi lan

      Sil
    2. lan mı? saygı duyarım

      Sil
  15. allah var çünkü belasını vermiş.

    YanıtlaSil
  16. ŞİMDİ NE ALAKA Kİ BÖYLE BİR ŞEY HİÇ ANLAMADIM

    YanıtlaSil
  17. abi emanetle dolaşma ohal var

    YanıtlaSil
  18. KİME GÖRE GERİ NEYE GÖRE? BLOGER KARDEŞ BAŞLIK AÇARKEN AZICIK DÜŞÜN.

    YanıtlaSil
  19. fazla akıl başa bela işte

    YanıtlaSil